Radyo… Televizyon, bilgisayar, YouTube, Instagram, Twitter…

Onlarca mecra… Neredeyse hepsi son yarım asırda çıktı, yaygınlaştı.. Bir tek o, mobilyasından başka pek bir şey değişmeden yerini koruyor.. Sihirli kutumuzun, Aleaddin’imizin lambası o..

RadyoBir, yayın dünyasına adım atarken herkesin her şeyi her zamankinden fazla konuşmak, dinlemek, tartışmak istediği bir yolda olduğumuzun farkında.. Yeni bir döneme girdik.. Kovid-19’un önümüze açtığı bu yol siyasette, ekonomide, sağlıkta, çalışma hayatında, sporda, müzikte, sanatın bütün dallarında, eğlencede, medyada kısacası hayatın bütün alanlarında önüne çıkan ne varsa savuracağa benziyor..

Bir açıdan panikletecek bir tablo bu.. Hoşumuza gitsin-gitmesin, alışa geldiğimiz her şeyin, insanlarla, çevreyle, eşyalarla kurduğumuz ilişkinin yıkılması.. Kısacası değişimi…

Kabullenmek kolay değil bunu.. Özellikle de var olanı korumak isteyen, çıkarları bunu gerektiren, değişimin kendisini kulvar dışına iteceği korkusunu yaşayanlar açısından. Ancan bir başka açıdan bakarsanız gençliğe, yenileşmeye, ufku genişletmeye, silkinmeye kapı açmak demek bu..

RadyoBir işte bunun için geliyor..

Değişimin, yenileşme umudunun sesi, nefesi olmak için geliyoruz..

Slogan olarak ‘Hepimiz aynı frekanstayız’ dedik..

Bunu söylerken ‘Sizinle aynı dalga boyunda titreşiyoruz’ demek istiyoruz..

Elini tele, tuşa, pedala, mandala birlikte uzatan, aynı sesi veren insanlar korosu olmak için..